İnsan çoğu zaman mutluluğu geleceğe erteler: “Şunu alınca”, “şu insan gelince”, “bu sorun bitince mutlu olacağım” der. Oysa bu zihin oyunu mutluluğu hep ulaşılmaz bir hedefe dönüştürür.
Mutluluk, eksiksiz bir hayat değil; olanla kavga etmeyen bir bilinçtir.
Çünkü acı yaşamın parçasıdır, fakat ıstırap çoğu zaman zihnin direncinden doğar.İnsan sahip olduklarını değil, sürekli eksik olanı düşündüğünde huzur kaybolur.
Karşılaştırma arttıkça mutluluk azalır.
Kabul arttıkça iç denge büyür.
Belki de soru “Mutluluk nasıl yakalanır?” değil,
onu örten korkular, beklentiler ve iç gerginlikler nasıl bırakılır?” olmalı.
Çünkü bazen mutluluk kazanılacak bir şey değil,
zaten içeride olanın üzerindeki yüklerin kalkmasıdır.
İstersen bunu bilinçaltı perspektifiyle daha derinleştiririz.
Mutluluk yalnızca ruh hali değildir; bedenin de dengesidir.
İçeride çözümlenmeyen duygusal yükler bazen yalnızca zihni değil, bedeni de etkiler. Uzun süre bastırılan stres; baş ağrısı, gerginlik, yorgunluk, kaygı ve farklı bedensel belirtiler olarak kendini gösterebilir.
Çünkü beden çoğu zaman bilinçaltının taşıdığı yükleri sessizce ifade eder.
İç huzur arttığında, beden de çoğu zaman rahatlamaya başlar.
Bu nedenle bazı sağlık sorunlarının yalnızca fiziksel değil, duygusal ve bilinçaltı boyutunu görmek önemlidir.
Bilinçaltı Asa Yöntemi seanslarında amaç yalnızca bir belirtiye odaklanmak değil, kişinin içsel yüklerini fark ederek dönüşüm sürecini desteklemektir.
Bazen mutluluğa giden yol, sadece düşünceyi değil, bilinçaltındaki yükü dönüştürmekten geçer.
Ve bazen gerçek iyileşme, insanın kendi içiyle yeniden uyum kurmasıyla başlar.


